IACES ODTÜ Yerel Komitesi olarak bu yıl Kariyer Günleri’nde TAV, Eser, Promer, Limak, Yenigün gibi önemli firmaları ve “Süpermen Türk Olsaydı…” adlı sunumuyla Ahmet Şerif Özgören’i ağırladık. Üç haftalık bir dönemde, pazartesi ve salı günleri gerçekleştirdik bu yılki etkinliğimizi. Topluluk olarak, sunumlara katılan arkadaşlarımızın akıllarını kurcalayan bazı sorulara cevap bulmus olmalarını umut ediyor ve bizleri yalnız bırakmadıkları icin tesekkur ediyoruz.
Ders programımızın yoğunluğundan dolayı bütün sunumlara katılamamış olsam da, 4 tanesinde bulunma şansına sahip oldum. Geçen sene olduğu gibi firmalar önce sunumlarını yaptılar, sonrasında sorularımızı cevapladılar ve ardından sohbet amaçlı minik kokteyller gerçekleşti. Gelenler firmalarını tanıtmak, yaptıkları işleri örneklemek ve bize fikir vermek amacıyla CD’ler, broşürler dağıttılar, hatta Eser İnşaat sunum esnasında kariyer planlarımız ve şirketler hakkında kısa bir anket uyguladı bizlere.
Benim asıl bahsetmek istediğim ise, beni en çok etkileyen “Süpermen Türk Olsaydı…” sunumu. Tıklım tıklım doluydu o gün DR1. Farklı bölümlerden de gelenler olmuştu. Üstelik o gün Türk Kızılay Vakfı’na kan bağışı yapılmaktaydı bölümde, dolayısıyla Kızılay’dan da bir ekip bizimle birlikteydi.
Sunuma gelecek olursak… Ahmet şerif izgören’in hayata dair ders çıkarmamız gereken birçok konuya değindiğini söyleyebilirim. Kendisini dinlemeye gelen herkesin çok memnun kaldığını düşünüyorum. Temeli girişimcilik, iş kalitesi ve dürüstlüğe dayanan kısa kısa anektodlar, hikayeler anlattı bize izgören. Bu üçlünün hoşgörü ve ülke sevgisiyle bütünleşmesi gerektiğinin de altını çizdi. Kendi emeğimizle bulunduğumuz noktaya gelişimizin ne kadar gurur verici olduğuna değindi. Bizden yanımızdakine dönüp “Süpermen Türk olsaydı…” kelimeleriyle başlayıp bir cümle kurmamızı istedi. Aynı kelimeleri kendisi şu şekilde tamamladı: “Süpermen Türk olsaydı pelerinini annesi giydirirdi.” Ve üşümesin diye ayağına yün çorap giydirileceğini, yanına yolluk verileceğini, üstünden nazar boncuğunun da eksik olmayacağını düşündüğünü belirterek devam etti.
Sonrasında hepimizin çok ilgisini çeken ‘eğekli kütüphaneci’nin hikayesini anlattı. insanlara kitap okutma azminden ötürü Mustafa Güzelgöz’ün yaptıklarına değindi. Eşeklere içi kitap dolu sandıkları yükleyip yollara düştüğünü, bu şekilde köye hizmet verdiğini öğrendik. Ve, erkeklerin gittiğini kütüphaneye ancak kadınlar için aynı durumun geçerli olmadığını, kadınların kitap okuma alışkanlıklarını geliştirmek için kütüphaneye dikiş makinaları getirttiğini… Makinayı kullanmaya gelen kadınların, sıra beklerken önlerindeki yemekle, dikişle, nakışla ilgili kitaplara göz gezdirerek kütüphaneye gelmeye ve kitap okumaya başladıklarını… Güzelgöz’ü cok takdir ediyoruz gerçekten.
Son olarak da Ahmet şerif izgören’in Çocuk Esirgeme Kurumu ile ilgili anlattıklarından bahsetmek istiyorum. Gittiğinde çocukların ondan hep kendilerinde ne yoksa onu istediklerini, onu zengin zannettiklerini ve onu nasıl sevdiklerini anlattı. Giderken kapının önünde onu cimciklediklerini söyledi, meğer çocuklar o şekilde gösteriyorlarmış sevgilerini, bilmediklerinden yani..
Bu yüzden izgören’in bizlerden ricasını gerçekleştirmek için elimizden geleni yapalım, gidip oradaki çocukları mutlu edelim…
işte böyle geçti bu sene Kariyer Günleri.. Bilgi alışverişiyle ve verimli sunumlarla.. Dileriz hepiniz memnun kalmışınızdır.. Gelecek yıl yeniden görüşmek üzere.. =)))
Gözde Özönder













